DeFi 101

Son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz ‘’Merkeziyetsiz Finans’’ kelimelerinin İngilizce kısaltması olan ‘DeFi’,  gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Kimilerine göre yeni bir finansal devrim, kimilerine göre ise kriptopara sektörünü ateşleyecek yeni bir akım olarak adlandırılan DeFi, finansal alanda birçok yenilikler sunuyor. Sunduğu yenilikler içerisinde en dikkat çeken özellikler, merkeziyetsiz borsa, kredi-faiz sistemi, pasif gelir yöntemleridir.

Bu yazımızda öncelikle kredi sistemi ile başlayıp ardından merkeziyetsiz borsa(DEX) ve pasif gelir yöntemlerine ayrıca belli başlı DeFi platformlarının faaliyetlerine değineceğiz.

DeFi Piyasaları Kredi Sistemi

DeFi piyasalarındaki kredi sistemi teminata dayalıdır. DeFi platformuna yatırılan kriptoparalar teminat olarak gösterilerek,  bu teminatın %67’si kadar nakit kredi alınabilir ve istenilen şekilde kullanılabilir. Kredi borcu geri ödendiğinde platform, teminat olarak verilen kriptoparaları hesaba geri aktarır.

Görüldüğü üzere kredinin teminata dayanması, bankalardan alınan açık kredi sistemiyle kıyaslandığında net bir farklılık ortaya koymaktadır. DeFi kredilerinin neden teminata dayalı olduğunu ve teminat marjı konusuna göz atalım:

Günlük hayatımızda, bankalardan teminatsız kredi alabiliriz. Bankalar teminat yerine kullanıcının kişisel bilgilerini ve finansal geçmişini incelerler. Bankacılık yasalarının verdiği güvenceyle de kredi alırken bir güven problemi yaşanmaz.
Diğer taraftan DeFi piyasası ne bankacılık benzeri yasalara sahiptir ne de kullanıcıların kişisel bilgilerine ve finansal geçmişlerine ihtiyaç duyar. Yine de kredi verme sürecindeki güven probleminin bir şekilde çözülmesi gerekir. Bunun sonucunda DeFi platformları verecekleri krediye karşılık olarak kriptopara teminatı talep ederler. Bu şekilde platform kullanıcıya, kullanıcı da platforma karşı bir sorumluluk üstlenir. Kullanıcı kredi borcunu geri ödeyemezse kriptoparalarına el konulur. Kredi borcunu geri ödemesi halinde ise geri alacağı kriptoparalar bu süreç içerisinde değer kazanmış olabilir. Dolayısıyla kullanıcının hem kısa vadeli nakit ihtiyacı giderilir hem de kriptopara yatırımı korunmuş olur.

Kriptopara fiyatlarının sahip olduğu yüksek oynaklık sebebiyle sık sık ciddi oranlarda değer değişimi yaşanmaktadır. Defi platformları da teminat olarak aldıkları kriptoparaların değer kaybetme ihtimaline karşılık %67 oranında bir kredi verirler. Yani 100 TL değerinde bir teminat için 67 TL kredi alınabilir. Geri kalan %33’lük oran platformun güvencesi olur. Bu oran ortalama bir orandır. Platformdan platforma değişiklik gösterebilir. %33 ve üzeri daha güvenli bir kredi sistemi oluşturacağı gibi %33’ün aşağısında bir oran ise platformun riskini arttıracaktır.

Merkeziyetsiz Borsalar (DEX)

Merkeziyetsiz borsalardan önce kısaca merkezi kriptopara borsalarından bahsetmek gerekir. Kriptopara borsalarına yatırılan fiat veya kriptoparalar borsanın kendi cüzdanlarında muhafaza edilir. Dolayısıyla kullanıcılar sadece borsanın sistemi üzerinde kendilerine ait bakiyeyi görüntüleseler de kriptoparalar tamamen borsaya emanettir. Yani borsanın hacklenmesi durumunda emanet edilen kriptoparalar çalınma riski ile karşı karşıyadır.


Borsaların güvenlik sistemleri ne kadar yüksek olursa olsun yine de hacklenme riski bulunur. Merkeziyetsiz borsa, hacklenmelere karşı daha güvenli bir sistem sunar. Bu sebeple son birkaç aydır bu borsaların hacimlerinde ciddi artışlar gerçekleşmiş, kullanıcıların pek çoğu  kriptoparalarını merkezi borsalardan merkeziyetsiz borsalara transfer etmişlerdir. 

Biraz da bu borsaların nasıl çalıştığına, avantaj ve dezavantajlarına göz atalım:

Merkeziyetsiz borsalar, kullanıcıların kriptoparalarını kendi borsalarına transfer etmelerini talep etmezler. Bunun yerine kullanıcılar, kendi blockchain cüzdanlarını sisteme entegre ederler. Bu şekilde kendi cüzdanlarındaki bakiye ile borsadaki para havuzuyla doğrudan alım-satım işlemlerini gerçekleştirebilirler. Yani ticarete konu olan kriptopara, aracıya ihtiyaç olmadan doğrudan cüzdandan cüzdana gerçekleşir. Borsa, işlemden sadece komisyon ücreti alır. Bu işlem akıllı kontratlarla gerçekleştirilir. Aynı zamanda bu sistem kriptoparaların çalışma prensibine de daha uygundur. Çünkü kriptoparaların ortaya çıkış amaçlarından bir tanesi de para transferlerinde aracıları ortadan kaldırmaktır.

Ancak her sistemde olduğu gibi merkeziyetsiz borsaların da yüksek güvenlik ve aracısız takas avantajlarının yanında bazı dezavantajları da bulunmaktadır:

Merkeziyetsiz borsalar şu an için,  derinlik açısından merkezi borsaların epey gerisinde bulunmaktadır. Başka bir deyişle düşük likiditasyona sahiptirler. Bu sebeple yüksek tutarlı işlemler her paritede sağlanamayabilir.

Merkeziyetsiz borsalar, kullanıcıların kişisel bilgilerine merkezi borsalar kadar ihtiyaç duymazlar. Bazı sistemler için sadece blockchain cüzdanının sisteme entegrasyonu yeterlidir. Bu anlamda merkeziyetsiz borsaların, kişinin mahremiyetine daha çok önem verdiği söylenebilir ancak bu regülasyon dışı olmalarından dolayı bir dezavantaj olarak da görülebilir. Merkezi borsalar ise faaliyet gösterdikleri ülkelerin regülasyonlarına tabii olmalarından dolayı kişisel bilgileri talep edip birçok prosedürü gerçekleştirmekle yükümlüdürler. 
Hız konusunda merkezi borsalar daha avantajlı konumdadırlar. Borsada gerçekleştirdiğiniz alım-satım işlemleri bir cüzdandan diğerine transfer olmaz. Sadece sistem üzerinde bir bakiyeden diğer bakiyeye transfer gerçekleşir. Kriptoparalar borsanın cüzdanında kalmaya devam eder. Dolayısıyla alım-satım işlemleri 1-2 saniye içerisinde gerçekleşir. Merkeziyetsiz borsalarda ise işlemler cüzdandan cüzdana gerçekleştiği için, kriptoparanın türüne bağlı olmakla birlikte daha uzun zaman almaktadır.

Sonuç olarak; merkeziyetsiz borsalar, güvenlik anlamında mevcut sistemi bir üst seviyeye taşımaktadırlar. Aynı zamanda kriptopara aracılarını ortadan kaldırma ve finansal anlamda kişisel mahremiyeti sağlama amacına da hizmet etmektedirler. Bunun yanında yeni bir sistem olan merkeziyetsiz borsalar, hız ve likiditasyon anlamında merkezi borsaların gerisinde kalmaktadırlar. Gelecek aylarda merkeziyetsiz borsaların giderek daha çok kullanıcı kazanması ve aktif blockchain cüzdan kullanımının artmasıyla birlikte likiditasyon konusunda ilerleme kaydetmeleri beklenebilir. Ancak hız konusunda merkezi borsaların yarışı önde götürmeye devam etmesi muhtemeldir.

Pasif Gelir Yöntemleri

Pasif gelir yöntemleri arasında en yaygın olanı  ‘’ staking’’ sistemidir. DeFi ile beraber kriptoparaların stake edilmesine ek olarak iki yeni pasif gelir yöntemi eklenmiştir.  Üç  yöntem de de kullanıcılar, ellerindeki kriptoparaları belirli bir süre kilitlemeleri (saklamaları) karşılığında sistemden  faiz geliri elde ederler.

Defi ile gelen yöntemlere başlamadan önce staking sistemini kısaca anlatmak faydalı olacaktır. Bazı kriptoparalar blockchain ağları için POS algoritmasını kullanırlar. Bu algoritma kullanıcıların kriptoparalarını stake etmesine izin verir. Stake süreci, kullanıcının kriptoparalarını, belirli bir süre cüzdanda tutması ve harcamaması karşılığında başlar. Kullanıcı, bu şekilde faiz geliri elde eder.

DeFi piyasasının sunduğu pasif gelir yöntemleri, yukarıda bahsetmiş olduğumuz  kredi ve borsa sistemleriyle tamamen entegredir. Bu platformlar kullanıcılarına teminat karşılığında kredi verir. Sağlanan kredi, doğrudan USD olabileceği gibi stabilpara veya başka bir kriptopara çeşidi de olabilir. Kredi veren platform, talebi sürekli olarak karşılayabilmek için elinde kriptoparası olan kullanıcılara faiz geliri sunar. Bu faiz geliri karşılığında kullanıcı, kriptoparasını platforma kilitler. Kullanıcı bir nevi platforma borç vermiş olur. Platform, bu kriptoparayı kredi vermek için kullanır. Bu sistem aslında bankaların mevduat/kredi sistemi ile  çok benzerdir.


Bu süreci daha dinamik kılmak adına, bazı platformlar kilitlenen para karşılığında temsili bir kriptopara verir. Örneğin 100 ETH kilitlendiyse (borç verildiyse) platform, bu parayı temsilen 100 bETH verir. Kilitleme sürecinin sonunda kullanıcının elindeki 100bETH tekrardan 100 ETH + faiz geliri olarak hesabına geçer.

Hem faiz geliri elde etmek isteyen hem de kriptoparalarını aktif şekilde kullanmak isteyen kişiler için bu uygulama çok kullanışlıdır. Çünkü temsili olan bETH parası platformun (varsa) borsasında ve bu parayı kabul eden diğer borsalarda takas edilebilir. Aynı şekilde başka bir kişiye de gönderilebilir. Örneğin, 100 ETH karşılığı alınan 100 bETH’un 40 adedinin başka birine transfer edildiğini varsayalım. Bu transfer sonrasında kullanıcı kilitleme sürecinin sonunda 60 ETH+ faiz geliri elde eder. 40 bETH sahibi diğer kişi de aynı şekilde 40 ETH+ faiz geliri alır. Bu sayede faiz gelirlerinin de  transferi söz konusu olabilmektedir.

Diğer bir yöntem ise merkeziyetsiz borsalara likidite sağlamaktır. Merkezi borsalar; platformlarında sundukları paritelerin yeterli likiditeye ulaşabilmesi için  ‘’piyasa yapıcı’’ denilen kişi veya şirketlerle anlaşırlar. Bu sayede paritelerde gerekli derinlik sağlanmış olur. Kullanıcılar alış-satış emirleri arasındaki farktan minimum etkilenir ve yüksek derinlikle işlem yapabilirler.


Merkeziyetsiz borsalar herkesin piyasa yapıcı olabileceği bir sistem kullanmaktadır. Diğer bir deyişle, sistem sayesinde merkeziyetsiz borsalarda yetersiz likiditeye sahip paritelere her kullanıcı kaynak sağlayabilir. Örneğin; kullanıcının, merkeziyetsiz borsanın, ETH/USDC paritesine likiditasyon sağlamak istediğini varsayalım. Kullanıcı elindeki ETH ve USDC kriptoparalarını eşit değerde platforma kilitleyerek bu pariteye likiditasyon sağlayabilir. Borsa, paritede yapılan işlemlerden aldığı komisyonun bir kısmını kullanıcı ile paylaşır. Dolayısıyla paritede yapılan işlem miktarı arttıkça bu pariteye kaynak sağlayan kullanıcının geliri de artar. Herkesin piyasa yapıcı olabildiği bu sistemin daha demokratik ve dinamik bir kullanım alanı sunduğu ve kriptoparaların kuruluş amacına hizmet ettiği söylenebilir.

Bu noktada, ‘’impermanent loss’’ olarak adlandırılan olası bir kayıptan da bahsetmek gerekir. Merkeziyetsiz borsalara kriptopara ödünç vererek likiditasyon sağlamak, komisyon geliri elde etmek için kullanılan bir yol olmakla beraber  bu süreç her zaman karlı olmayabilir. 


Pariteye sağlanacak likiditasyonun %50 -%50 şeklinde aktarılması gerekir. Bu seviyenin korunması ise kriptoparanın değer kazanması halinde kullanıcının kardan zarar etmesini, kriptoparanın düşmesi halinde ise zararının azalmasını sağlar.

Konuyu bir örnek ile  açıklayalım:

– Kullanıcının ETH/USDC paritesine likidite sağlamak istediğini varsayalım.
–  İşlem tarihinde 1 ETH = 500 USDC  olsun. USDC (Stabilpara)  = 1 USD
– Kullanıcının, %50 kuralı sebebiyle borsaya 20 ETH ve 10.000 USDC = $20.000 aktardığını düşünelim.
– İlerleyen tarihlerde ETH fiyatının bir borsada $550 değerine ulaştığını varsayalım.
– Bu durumda arbitrajcılar ETH’un değerlenmesi sebebiyle merkeziyetsiz borsadan ETH satın alarak USDC’lerini borsaya satacaklardır.
– Dolayısıyla merkeziyetsiz borsanın para havuzunda artık daha fazla USDC ve daha az ETH olacaktır.
– Kullanıcının o anda parasını çekmek istemesi halinde havuzdan alacağı USDC ve ETH miktarları da havuzdaki dengeye göre tekrardan belirlenecektir.
– Kullanıcı 1 ETH = $550 olduğu için borsadan 19,07 ETH+10.488,09 USDC = $20.976,59
alacaktır. Bu seviye, borsalar arası arbitraj avantajı sebebiyle yapılan alım satımlar sonrası iki borsada fiyatın sabitlendiği noktada oluşan tutardır.
– Bu noktada kullanıcının $976,59 kar ettiği düşünülebilir. Ancak paranın borsaya yatırılmayıp elde tutulması halinde kullanıcı 20 ETH + 10.000 USDC ile $21.000’a sahip olarak $1.000 kar elde edecekti. $1000 – $976,59 = $23.41 kullanıcının zararıdır. Bu zarara ‘’impermanent loss’’ adı verilir. Dolayısıyla kullanıcının komisyon gelirleri ile bu zararı kapatması için likidite hesabını uzun vadeli şekilde planlaması daha sağlıklı sonuçlar doğurabilir.

Başlıca Platformlar

DeFi piyasalarının temel işleyiş ilkelerinin ardından, bu piyasalara ait analizlerin ve sıralamaların yer aldığı DeFi Pulse verilerine göre en büyük 3 DeFi platformuna göz atalım:

  1. Makerdao

    Makerdao, kullanıcıların kredi almak için kullandığı merkeziyetsiz bir DeFi platformudur. Platform, sahip olduğu sermaye bakımından lider konumdadır. Ethereum blockchain ağında çalışan Makerdao, sahip olduğu iki kriptopara üzerinden işler. Bunlar DAI ve MKR kriptoparalarıdır.

    DAI, dolara endeksli bir stabilparadır. Yani 1 DAI = 1 USD eşitliği mevcuttur. Makerdao platformundan kredi almak isteyen kullanıcılar, kriptopara teminatları karşılığında DAI alırlar. Alacakları DAI miktarı yatırılan kriptoparanın USD değerinin %67’si oranında olacaktır. Örneğin 100 USD tutarında ETH teminatı karşılığında 67 DAI kredi olarak alınabilir.  Makerdao, güncel olarak 18 adet kriptoparayı teminat olarak kabul etmektedir. Kabul edilen kriptoparaların listesi https://daistats.com/#/ adresinden görüntülenebilir.


Teminat karşılığı alınan DAI’ler başka bir kullanıcıya transfer edilebilir veya Uniswap, Curve, Binance, Coinbase gibi platformlarda alım satım için kullanılabilir.

MKR kriptoparası, Makerdao platformunun yönetimi için kullanılır. MKR sahipleri platform üzerindeki değişiklikler için oy verme hakkına sahip olurlar. Bu değişiklikler, hangi kriptoparaların teminat olarak kabul edileceği, komisyon oranları veya akıllı kontratlarla ilgili teknik konuları kapsayabilir. Kısacası; sistem üzerindeki herhangi bir değişim, MKR kullanıcılarının oylarıyla gerçekleştirilir. Bu sayede platform belirli bir kişi veya kuruluşa bağlı olmaz. Makerdao bu sayede merkeziyetsizdir.

  1. Aave

    Aave, Ethereum blockchain ağı üzerinde çalışan bir DeFi platformudur. Makerdao gibi kullanıcılarına kriptopara teminatları karşılığında kredi verir. Yine aynı şekilde platforma kilitlenecek kriptoparalar karşılığında faiz geliri elde edilebilir. Bu anlamda Makerdao’ya benzer olsa da Aave’nin farklılık yaratan üç önemli özelliği bulunmaktadır. Bunlar, Flash Loan, aToken ve AAVE kriptoparasıdır.
  • Flash Loan, hızlı kredi anlamına gelir. Bu kredi, Ethereum ağındaki bir bloğun onay süresi kadar bir süre, yani yaklaşık 15 saniye kadar geçerlidir. 15 saniye içerisinde geri ödenmeyen kredi likide olur ve kullanıcının teminatına el konulur. Kısıtlı süreden de anlaşılacağı gibi bu kredi türü genel kullanıcıya hitap etmez. Kriptopara okuryazarlığı ve platformlarla ilgili teknik bilgi seviyesi yüksek ayrıca da kodlama bilgisine sahip kişiler tarafından daha çok kullanılan flash loan, kısıtlı bir kitleye hitap etmesi sebebiyle popüler bir kredi türü değildir. Ancak zaman zaman karlı kredi işlemleri flash loan ile yapılır. Kullanıcılar, genellikle yazdıkları kodlar sayesinde aldıkları krediyi başka platformlarda saniyeler içerisinde gerçekleştirdikleri işlemlerle değerlendirirler. 
  • aToken ise aslında genel bir isimlendirmedir. Platformdan faiz geliri elde etmek isteyen kullanıcılara verilen temsili tokenler için kullanılır. Örneğin platforma ETH kilitleyerek faiz geliri elde edilmek istendiğinde Aave, kullanıcıya aETH tokenlerini teslim eder. Bu tokenler platforma kilitlenen ETH miktarına eşittir ve kilitlenen ETH + faiz gelirini temsil eder. Temsili aETH tokenleri, aynı ETH’da olduğu gibi başka kişilere veya platformlara transfer edilerek alım satıma konu edilebilir. Kullanıcı teminatını geri almak istediğinde aETH tokenler geri iade edilerek ETH + faiz geliri kullanıcıya teslim edilir.
  • AAVE kriptoparası ise Aave platformundaki değişikliklerin oylanması için kullanılır. Bu sayede platformun merkeziyetsizliği sağlanır. AAVE kriptoparasını diğerlerinden ayıran özellik ise staking benzeri pasif gelir sistemidir.
    AAVE platformunun sigortalanması için safety module adı verilen bir nevi staking sistemi mevcuttur. Kullanıcılar, sahip oldukları AAVE tokenleri safety module içerisine transfer ederek kilitlemeleri halinde platformun kazandığı komisyon gelirlerine ortak olurlar. Dolayısıyla faiz gelirine benzer bir pasif gelir elde ederler.
    Safety module ise AAVE platformunun herhangi bir saldırıya uğraması veya piyasada gerçekleşebilecek büyük bir çöküş durumunda platformun zararının karşılanması amacıyla oluşturulmuştur. Kullanıcıların safety module içerisine kilitledikleri AAVE tokenler, bu tarz bir durumda satılarak platformun zararını karşılamak için kullanılacaktır.

    Kilitlenen AAVE tokenler, bu sayede hem platformun güvenliğini kendi içerisinde sağlarken hem de AAVE tokenin fiyatının yükselmesini sağlamaktadır. AAVE sahipleri tokenlerini safety module içerisine kilitleseler bile oy haklarını korumaya devam ederler.
  1. Uniswap

    Uniswap, Ethereum blockchain ağı üzerinde hizmet veren merkeziyetsiz bir borsadır. Son zamanlarda en ciddi çıkış yakalayan DeFi platformlarından biri olan Uniswap, kendi alanında lider olmakla beraber genel DeFi sıralamasında da 3. sıradadır. Uniswap üzerinde Ethereum blockchain ağında çalışan diğer altcoinlerin pariteleri bulunur. Bu paritelerin likiditasyonu, pasif gelirlerle ilgili bölümde anlatıldığı üzere kullanıcıların yatırdıkları kriptoparalarla sağlanır. Borsaya likidasyon sağlayan kullanıcılar, komisyon gelirlerini borsanın kendi kriptoparası olan UNİ token ile alırlar. UNİ token sahipleri aynı zamanda borsa üzerindeki değişimler için oy kullanma hakkına sahip olur.

Borsanın kısa sürede yakaladığı popülariteyi göstermek açısından birkaç veri paylaşmak faydalı olacaktır. Uniswap 2 yıldan az bir sürede, 250 binden fazla adres ile 20 milyar USD hacme ulaştı. Aynı zamanda likidasyon sağlamak amacıyla 49 bin adres 1 milyar USD tutarında kriptoparayı borsaya kilitledi. Kullanıcılara 56 milyon USD tutarında komisyon geliri dağıtıldı.

Yukarıdaki platformlar incelendiğinde DeFi piyasasının aslında farklı çalışma alanlarına karşın genel olarak Bitcoin’in vaat ettiği değerler üzerine kurulduğu görülmektedir. Bu değerler; Blockchain’in sağladığı merkeziyetsizlik sayesinde oluşan yüksek güvenlik, aracısız para transferi ve  finansal mahremiyettir. 


Kriptoparaların hukuksal altyapısı, özellikle son zamanlarda hayata geçirilen  regülasyonlar sayesinde  giderek daha sağlam hale gelmektedir. Regülasyonlar gereği kriptopara şirketleri, kullanıcıların giderek daha fazla kişisel bilgilerini ve finansal işlemlerini kayıt altına almak zorunda kalmaktadır. Tüm bu süreç düşünüldüğünde, mevcut kriptopara piyasasının giderek şekil değiştirdiği görülebilir. DeFi bu noktada kriptopara sektörünün orjinal değerlerini ön plana çıkaran finansal bir yeniliği temsil etmektedir. Yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi DeFi platformları, kullanıcıların kişisel bilgilerine ihtiyaç duymazken, kullanıcılarına gerek borsa gerekse kredi ve faiz hizmeti vermenin güvenli bir yolunu sunmaktadırlar. Bu sayede kullanıcıların kimlikleri anonim kalmaya devam ederken sağlıklı bir ekosistem hayat bulmaktadır.  

Defi sektörünün gördüğü agresif talebi, sektörün orjinal değerlere sahip çıkması ile de açıklamak mümkündür.  Diğer taraftan, kriptoparaların giderek artan popülerliği de, DeFi piyasasının giderek genişlemesini sağlamaktadır. Unutulmamalıdır ki DeFi, henüz 2020 yılında yaygınlaşmaya başlayan bir piyasadır. Bu kadar yeni olan bir alanın, ileriki yıllarda çeşitlenerek olgunlaşması beklenmektedir. Bu nedenle DeFi, kriptopara yatırımcıları ile konuya ilgisi olan herkesin yakın takibe alması gereken ana konulardan biri olarak öne çıkmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yorumlar