BVCRYPTO

ING Bank DeFi Raporu

Hollanda merkezli dünya devi ING Bank, kriptopara sektörünün ana dallarından olan DeFi piyasaları ile ilgili bir yazı yayınladı. Merkeziyetsiz finanstan(DeFi) çıkartılan dersler (Lessons Learned From Decentralised Finance) başlığını taşıyan bu yazıda, bankanın DeFi ile ilgili analizlerine, daha da önemlisi görüşlerine ve gelecek perspektifine yer veriliyor. Yazıyı 3 ana bölüme ayırmak mümkün. Banka’nın, ilk bölümde DeFi için 10 ana parametre belirleyerek bu parametreler üzerinden piyasanın analizini gerçekleştirdiğini, ikinci bölümde Aave platformunun işleyişini aktararak sektörün bir örneklemesini paylaştığını ve son bölümde de 10 ana parametre için görüşlerini belirttiğini görüyoruz.

Bu yazıda, bankanın belirlediği 10 parametre üzerinden bankanın görüşleri üzerinde durmak ve bu görüşleri yorumlamak amaçlanmaktadır.Bu nedenle okuyucularımızın, DeFi için temel bilgi seviyesine sahip olması gerekmektedir. Temel bilgi seviyesine sahip olmayan okuyucularımızın, öncelikle buraya tıklayarak DeFi 101 yazımızı okumasını tavsiye ediyoruz.

Yazının özetine geçmeden önce bankanın DeFii ile ilgili görüşünün, son derece olumlu olduğunu belirtmek gerekir. Kriptoparalara ve bu sektörün oluşturduğu DeFi gibi ana dallara olan bakış açısının son dönemlerde gösterdiği pozitif seyre, ING Bank’ın da katıldığı söylenebilir. Banka; yazının hem giriş hem de sonuç bölümünde, DeFi’nin getirdiği yeniliklerin, mevcut bankacılık sistemine entegre edilmesi veya iki sektörün işbirliğine varması taraftarı olduğunu belirtmektedir.

Banka; DeFi için çeşitli tanımlamaların olduğunu belirterek bu tanımlamaların eksiklikler içerdiğini, bu sebeple kendi tanımını, ‘halka açık, onay gerektirmeyen, blokzincir teknolojisi üzerinde çalışan finansal sistemler’ şeklinde ortaya koymak istediğini belirtmektedir. DeFi’nin sağladığı yaygın hizmetler;

  • Parasal bankacılık hizmetlerinin tercümesi
  • Eşler arası borç alma ve borç verme (lending — borrowing)
  • DEX, tokenizasyon platformları, türev ve tahmin marketleri gibi gelişmiş finansal hizmetler olarak özetlenmektedir.

İkinci ve üçüncü maddelerdeki tanımlamalar, piyasada sık karşılaşılan sınıflandırmalar olsa da birinci maddedeki ‘hizmetlerin tercümesi’ kafa karıştırıcı bir sınıflandırma olarak görülebilir. Banka, bu madde için stabilparaların üretimini örnek göstermektedir. Ancak burada kastedilen stabilparanın, merkezi üretim sistemine sahip olan USDT veya USDC gibi paralar yerine DAI gibi merkeziyetsiz stabilparalar olduğu söylenebilir. Bankanın bu madde ile kastettiği, dolaşımdaki USD’nin sistem içerisinde kilitlenerek, kriptopara piyasasına uygun şekilde, stabilpara formunda tekrar sürülmesidir. Yani geleneksel piyasadaki USD arzı azaltılarak, kriptopara piyasasındaki USD arzının arttırılması, bir nevi USD’nin kriptolaştırılmasıdır.

Defi için belirtilen ana parametreler ise aşağıdaki gibidir:

  1. Composability
  2. Flexibility
  3. Decentralization
  4. Accessibility
  5. Innovativeness
  6. Interoperability
  7. Borderlessness
  8. Transparency
  9. Automation of Business Process
  10. Finality

1.Composability

Bu başlık altında, DeFİ piyasasında sunulan hem merkeziyetsiz borsa hem borç alma-verme gibi kompleks sistemlerin, kriptoparalar aracılığıyla beraber çalışabildikleri belirtilmekte, aynı zamanda, Banka’nın DeFi sektörü için en büyük kaygısı da bu madde altında dile getirilmektedir. Banka, DeFi platformlarının verdiği kredilerin başka platformlarda yine teminat olarak kullanılabilmesi veya türev ürünlerde değerlendirilebilmesi nedeniyle birbiri içine geçen bir kredi döngüsünün oluştuğunu belirtirken, bu döngünün 2008 yılındaki mortgage krizi benzeri bir durumu tetikleyebileceğinden bahsetmektedir.

Bu eleştiriyi incelemek için öncelikle bankaların kredi verme kriterleriyle, DeFiplatformlarının kredi verme kriterlerini karşılaştırmak faydalı olacaktır.

Bankalar, bilindiği üzere müşterilerine, kişisel varlıklar ve geçmiş finansal ödeme bilgileri gibi bir dizi kişisel verinin analiz edilmesi sonucunda kredi vermektedir. Verilen kredilerin, gerçekten doğru ve tutarlı araştırmalara dayanmaması halinde bu krediler geri ödenmemekte ve 2008 tarihinde olduğu gibi küresel krizler ortaya çıkmaktadır.

DeFi platformlarında ise kişisel bilgiler istenmediği için teminat zorunludur ve genellikle teminatın %67’si oranında kredi verildiği için kriptoparaların yüksek volatilitesine karşı, platformlar kendilerini koruma altına almaktadırlar. Ani fiyat hareketlerinin yaşanması halinde, geri kalan %33’lük kısım, hem platformun kendi likidite havuzlarını düzenlemesi,hem de kredi alan kullanıcının, teminat miktarını güncelleyebilmesi için gerekli zamanın oluşmasını sağlamaktadır.

Bu iki kredi sistemi karşılaştırıldığında, DeFi platformlarının daha çok matematiksel kriterlere dayandığını ve sadece belirli bir varlık karşılığında kredi yarattığını görmekteyiz. Bankalar ise insan davranışlarına yönelik geri ödeme tahminleri üzerine kurulu sistemlere sahiptir ve aynı zamanda krediler aracılığıyla parasal arzın artmasına sebep olmaktadırlar. Çünkü kredi vermek için her zaman nakit teminat alınması gerekmemektedir. Bu nedenle, DeFi platformlarının kredi sistemlerinin çok daha güvenli ve krizlere karşı dayanıklı olduğu söylenebilir. Ancak yine de bankanın buradaki endişeleri tümüyle yersiz değildir. DeFi platformlarının, daha yüksek kullanıcıya erişmek için %67’lik oranı yükseltmesi halinde, kullanıcılar aynı miktarda teminatla daha çok kredi alabileceklerdir. Bu durum, kriptoparaların fiyatlarında oluşabilecek ani değişimler sonucunda, bu platformların likidite problemleri yaşamasına ve kredi sistemlerinde oluşabilecek zincirleme bir krize yol açarak bankanın endişesinin gerçekleşmesine sebep olabilir. DeFi sektöründe benzer bir krize yol açabilecek bir başka etken ise kabul edilen teminat çeşitleridir. Örneğin, platformların sadece yüksek popülaritesi nedeniyle NFT varlıklarını teminat olarak kabul etmesi de kredi sisteminde krize yol açabilir. Nitekim, NFT’ler son derece sübjektif değerlemelere sahip dijital varlıklardır. Bu nedenle, platformların kabul ettikleri teminatların niteliğine ve teminat oranına dikkat etmeleri, bankanın endişesinin gerçekleşmemesi için son derece önemlidir.

2.Flexibility

ING Bank, esneklik anlamına gelen bu başlık altında, DeFi platformlarının, açık kaynak kodlarına sahip olduklarının (kodların herkesin erişimine açık olması) altını çizerken, piyasada bu konuda herhangi bir regülasyon olmadığı için kodların serbestçe kopyalanıp başka platformlar tarafından da kullanılabildiğini belirtmektedir. Banka, kodların serbestçe dolaşımının tehlikeli olabileceğini, kötü niyetli kişiler tarafından dolandırıcılık faaliyetleri için kullanılabileceğini ve bu nedenle açık kaynak kodlu sistemlere pek sıcak bakmadığını dile getirmektedir. Bankanın, bu konudaki fikrine kesin olarak doğru veya yanlış demek mümkün değildir. Çünkü bankacılık sektörü ilkeleri ile DeFi’nin üzerine kurulduğu değerler ve bağlı oldukları parametreler kesinlikle farklıdır. Öncelikle, Banka’nın belirttiği üzere, dolandırıcılık amaçlı DeFi platformları, kodların kopyalanabilmesiyle kurulabilmektedir. Ancak bu tür platformlar, kodların incelenmesinin ardından kriptopara topluluğu tarafından güvensiz olarak damgalanmaktadırlar. Bu nedenle, ING Bank gibi geleneksel finans kuruluşları, kodların herkese açık olmasının, güvenlik açığına yol açtığını düşünürken, kriptopara topluluğu, kodların açık kaynaklı olmasının güvenliği arttırdığını düşünmektedir. Çünkü kodların açıkça yayınlanması, platformun kontrolünün kimde olduğunu, çalışma prensiplerini, akıllı kontratlarının senkronizasyonu gibi birçok faktörün hataya yer vermeyecek şekilde görülebilmesini sağlamaktadır. Kodları incelenmiş bir platformun, herhangi bir dolandırıcılığa sebep olma ihtimali neredeyse imkansızdır. Bu nedenle, kodların açık kaynaklı olması, platformun kendini aklamasını sağlar. ING Bank’ın bu düşünce yapısını paylaşmıyor olmasının nedeni, bankaların kendini aklama gibi bir sürece ihtiyaç duymamasından kaynaklanmaktadır. Bankalar, birçok yasaya ve denetleyici kamu otoritelerine uyum sağlamak zorunda oldukları için belirli standartları karşılamakla yükümlüdürler. Aynı şekilde banka müşterileri de yasal olarak belirli güvencelere ve sigortalara sahiptirler. Dolayısıyla bankalar, yasal zorunlulukları yerine getirdiği müddetçe ekstra bir şeffaflığa ihtiyaç duymazlar ve kullanıcılar da yasalarla korundukları için çoğunlukla kişisel sorumluluklarına dikkat göstermezler. DeFi platformlarında ise, tüm kriptopara piyasasında işleyen kurallar geçerlidir. Kullanıcılar, hangi platformu seçeceklerinden, gerçekleşirdikleri işlemlere kadar herşeyden kendileri sorumludur ve herhangi koruyucu bir otorite veya regülasyon mevcut değildir. Kullanıcıların kendi sorumluluklarını bilmesi ve yönetebilmesi için de kodların herkese açık olması olmazsa olmazdır. Sonuç olarak; Banka’nın, DeFi için zaruri olan kod paylaşımını, kendi bakış açısı üzerinden değerlendirerek lüks olarak değerlendirdiği söylenebilir.

3.Decentralization

Merkeziyetsizlik anlamına gelen bu başlık altında, bankanın merkeziyetsizlik için, ‘birden çok tarafın bir konsensus oluşturarak, (fikir birliğine vararak) dağıtık defteri (DLT) güncellemesi’ tanımını kabul ettiği belirtilmektedir. Banka, merkeziyetsiz sistemlerin, merkezi sistemlere kıyasla optimal bir çözüm sunup sunmadığının tartışmalı bir konu olduğunu söylerken, merkeziyetsiz sistemlerin, stabilizasyonu tehlikeye atabileceğini, eşitsizliklere yol açabileceğini ve efektifliği düşürebileceğini iddia etmektedir.

İki sistemi yüzeysel olarak birkaç parametre üzerinden karşılaştırmamız mümkündür. Öncelikle, iki sistemin de yönetimini ele aldığımızda merkeziyetsiz sistemler, madenciler tarafından oylama sistemi ile yönetildiği için daha demokratik olup çok daha fazla kişinin katılımını sağlamaktadır. Bankanın buradaki eleştirisi POS ve benzeri sistemlere olabilir ancak orada da yeterli sermayeye sahip olmayan kullanıcılar, mevcut madencilere ortak olabilmektedirler. Yine de merkezi sistemlerin, yönetim kurulları vasıtasıyla yönetilmelerine kıyasla, çok daha fazla kişinin sistem üzerinde söz sahibi olması bakımından, merkeziyetsiz uygulamaların eşitlik anlamında daha avantajlı olduğu söylenebilir. Ayrıca, madencilerin elde ettikleri finansal gücü, ağda hileli işlemler yapmak için kullanmaları olası değildir. Çünkü bu gibi durumlarda, blokzincir üzerindeki tüm işlemler halka açık olduğu için hileli işlem tespit edilebilir ve eğer işlemi gerçekleştiren madenci grubu ağın büyük çoğunluğuna sahipse hard fork ile oluşturulacak yeni zincir üzerinden kötü amaçlı madenciler dışarıda bırakılabilir. Bu nedenle sadece demokratik anlamda değil, güvenlik anlamında da merkeziyetsiz sistemler oldukça rekabetçidirler.

Efektifliğin düşmesi konusunda ise Banka’nın haklı olduğu görüşündeyiz. Merkeziyetsiz sistemlerin güvenlik önlemleri yükseldikçe, hızlı işlem yapma kapasitelerinde azalma görülmektedir. Blockchain ağları için kronik olan bu sorun, son zamanlarda Ethereum, Solana, Algorand, Avax gibi blokzincir çözümleri tarafından aşılmaya çalışılmaktadır. Ancak bu tarz platformların, BTC benzeri bir güvenliğe sahip olduklarını kanıtlamak için süreye ihtiyaçları bulunmaktadır. Bu nedenle, efektiflik anlamında merkezi sistemler, çok daha hızlı ve kolay kullanıma sahip uygulamalar olarak görülebilir.
Stabilizasyon konusunda ise yine bankanın eleştirisine hak vermek gerekir. Bitcoin fiyatının son derece yüksek bir volatiliteye sahip olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Bu durum, stabil kriptoparalar üzerinden çözülmeye çalışılmaktadır. Bu sayede günlük hayatta kullandığımız fiat paraların kriptopara platformlarıyla entegrasyonu sağlanabilmektedir. Piyasanın şu anki gidişatına da bakıldığında Bitcoin’in bir ödeme aracı olarak değil Dijital Altın olarak sınıflandırıldığını ve stabilizasyon konusunda, stabil kriptoparaların ve CBDC projelerinin öne çıktığı görülmektedir.

4.Accessibility

Erişilebilme manasındaki bu maddedeki temel argüman sakıncalı kişi ve kuruluşların DeFi piyasasına kolayca entegre olabilmeleridir. DeFi platformları, bilindiği üzere sadece online bir blockchain cüzdanının entegre edilmesiyle kullanılabilmektedir. Platformlar, herhangi bir kişisel bilgi veya belge talep etmemektedirler. ING Bank, bu durumun çeşitli riskler doğurduğunu ve geleneksel finans sisteminde sakıncalı görülen ülke, kişi veya kuruluşların bu platformlar üzerinden rahatlıkla bankacılık servislerine erişebileceğinden bahsetmektedir. Banka’nın, bu madde altında; küresel finans ağında ciddi yaptırımlara maruz kalan İran, Venezüela, Kuzey Kore gibi ülkeler ile doğrudan terörizm veya herhangi bir suç örgütünün finansal operasyonlarını yürüten kişi veya kuruluşları kastettiği söylenebilir. Ülkelerin, küresel finansal sistemden tamamen kısıtlanmasının ne kadar doğru olduğu, kişiden kişiye değişebilecek bir görüştür. Ancak suç örgütleri ve terörizme yardımcı olacak eylemlerin elbette tüm sistemlerden kısıtlanması gerekir. Banka’nın bu alandaki eleştirileri, bu nedenle haklı sayılabilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, bu durumun DeFi platformları ve kriptopara piyasasına özel olmamasıdır. Hemen hemen 2–3 yılda bir olmak üzere HSBC, Deutsche Bank gibi dünya devi bankaların, devasa kara para aklama suçlarından ciddi miktarlarda cezalara çarptırıldığı bilinmektedir. Dolayısıyla, bankanın belirttiği bu kaygının hem geleneksel finans hem de DeFi platformları ve kriptopara piyasası için geçerli olduğunu söylemek gerekir.

Ülke ve suç gelirleri dışında, çeşitli nedenlerden dolayı bankaların kara listesine alınan birçok kişi bulunmaktadır. DeFi platformları aslında hem bu kişilere hem de kişisel bilgilerini korumak isteyen herkese özgür bir bankacılık hizmeti sunmaktadır. Bu hizmetten yararlanmak isteyen kötü amaçlı kullanıcıların engellenmesini sağlayacak her türlü regülasyon, kişisel verilerin korunması şartıyla, kriptopara topluluğu tarafından da olumlu karşılanacaktır.

5.Innovativeness

Esneklik konulu maddede Banka’nın, açık kaynak kodlu sistemlerin sebep olabileceği güvenlik açıkları nedeniyle sahip olduğu endişelerden bahsetmiştik. Bu madde altında da benzer bir konu, bu kez olumlu bir bakış açısıyla değerlendirilmektedir.

Kodların herkesin erişimine açık olması bir nevi meydan okumadır. Aynı kod temeli üzerine daha iyi bir platform oluşturulabilen yazılımcılar, mevcut platformların önüne geçebilir. Bu durum, aynı zamanda sektördeki sorunlara getirilen çözüm yöntemlerinin de herkes tarafından kullanılmasını sağladığı için her bir platformun benzer problemleri çözmek için tekrar tekrar emek sarfetmesinin de önüne geçer. Banka, benzer bir anlayışla, bu madde altında her bir platformun, kurulacak yeni platformların daha da üst standartlara sahip olmasını zorunlu kıldığından ve sektörün kendi kendisini ileriye taşıyan bir dinamiğe sahip olduğundan bahsetmektedir. Daha da önemlisi ING Bank, mevcut merkezi sisteme sahip finansal kuruluşların, yukarıda bahsedilen hızlı problem çözme ve inovatif özellikleri nedeniyle, açık kaynak kodlu yazılımları kullanmayı düşünebileceklerini de belirtmektedir.

6.Interoperability

Birlikte çalışabilirlik anlamına gelen bu başlık altında ING Bank, DeFi platformlarını teknik ve fonksiyonel birlikte çalışabilirlik olarak iki ayrı kriterde ele almaktadır. Fonksiyonel kısım, DeFi platformlarının ve bu platformların varlıklarının kendi türleriyle çalışabilirliğidir. Yani Ethereum ağı üzerinde kurulmuş olan çeşitli DeFi platformlarının birbirleri arasında sorunsuz token transferini sağlamaları ve akıllı kontratların senkronizasyonu bu alana örnek gösterilebilir. Banka, fonksiyonel anlamda DeFi platformlarının, fonsiyonel anlamda herhangi bir problemlerinin olmadığını ve son derece efektif ve entegre çalışabildiklerini belirtmektedir. Ancak teknik anlamda birlikte çalışabilirlik konusunda, hem geleneksel finans sektörünün hem de DeFi platformlarının benzer problemlere sahip olduklarından bahsedilmektedir. Banka, teknik birlikte çalışabilirlik tanımı ile farklı blockchain ağlarındaki farklı platformların birbirleriyle çalışabilmesini kastetmektedir. Blockchain ağlarının birbirleriyle veri transferi gerçekleştirmesi, son zamanlarda kurulan köprü uygulamalarıyla sağlanabiliyor. Buna rağmen, Banka’nın belirttiği gibi efektif ve sorunsuz süreçler yaşandığını söylemek pek mümkün gözükmemektedir. Bu süreçlerin, hem maliyetlerinin düşmesi hem de herkes tarafından kullanılabilir olmaları gerekmektedir. ING Bank, yukarıda açıklanan teknik ve fonksiyonel özelliklere dayanarak, kriptoparaların para transferlerinde bariz bir avantaja sahip olduğunu belirtirken, DeFi platformlarının sunduğu bir ürünün başka bir platforma transferi konusunda bir bankadan daha efektif olmadığına da dikkat çekmektedir.

7.Borderlessness

Sınırsızlık manasındaki bu maddede ING Bank, DeFi platformlarının tamamen internet üstünde çalışan sistemler olmasından dolayı, merkezi yapıların maruz kaldığı fiziksel sınırlamalara takılmadıklarını ve bu manada oldukça avantajlı olduklarını belirtmektedir. Ancak bu durumun sağladığı birçok dezavantajdan da bahsedilmektedir. ING Bank, DeFi platformları ile geleneksel finans kurumlarının beraber çalışması gerektiğini belirtmesine karşın, merkezi kuruluşların, mevcut DeFi sistemindeki gibi sadece cüzdanın entegre edilmesiyle çalışamayacağına dikkat çekmektedir. Bu kuruluşlar, bağlı oldukları yasalar nedeniyle mutlaka müşteri bilgilerine ihtiyaç duymaktadırlar. Banka, bu durumun DeFi platformlarının entegrasyonundaki en büyük engellerden biri olduğunu belirtmektedir. Ayrıca, DeFi platformlarının, herhangi bir ülke sınırları içerisinde bulunmamaları nedeniyle, olası bir KYC-AML regülasyonuna tabii olsalar bile, uluslararası bir yasanın oluşturulması gerekliliğinden dolayı, ekstra zorlukların oluşacağından bahsedilmektedir. Banka, DeFi platformlarının entegrasyonundaki bir diğer önemli sorunun; merkezi sistemlere sahip geleneksel finans kuruluşlarının, sahip oldukları varlıkları bulundukları ülkede muhafaza etme gereklilikleri olduğunu söylemektedir. Defi platformlarına kilitlenen varlıkların merkeziyetsiz bir platform üzerinde saklanmaları nedeniyle bu zorunluluk belki de KYC-AML sürecinden daha ciddi bir problem olarak da görülebilir.

ING Bank, tüm bu nedenlerden dolayı, merkezi kuruluşların DeFi teknolojisinden mutlaka yararlanmaları gerektiğini ancak belki de merkezi bir blockchain ağı üzerinde kendi kontrollerinde benzer platformlar oluşturmaları gerektiğinden bahsetmektedir.

8.Transparency

Bu maddenin konusu şeffaflık olarak belirlenmiştir. Banka, blokzincir üzerinde inşa edilen DeFi platformlarının, blokzincirin şeffaflık özelliği sayesinde son derece avantajlı konumda olduğunu belirtmektedir. Ayrıca, platform üzerindeki işlemlerin ve akıllı kontratların herkese açık olmasının, olası bir finansal krizin önceden tespit edilebilmesi bakımından yararlı olabileceğinin de altı çizilmektedir.

Bankanın bu konudaki eleştirisi ise kriptopara topluluğunun daha önce duymaya pek alışık olmadığı türdendir. Banka, işlemlerin herkese açık olmasının ‘kişisel verilerin gizliliği’ bakımından bir ihlal olarak görülebileceğini belirtmektedir. İşlemlerde herhangi bir isim veya bilgi yerine sadece cüzdan numarası gözükmesi, öyle görünüyor ki banka için yeterli gizliliği sağlamamaktadır. Konu oldukça sübjektif olduğu için bankanın bu eleştirisi hakkında net bir yorum yapmak mümkün değildir. Ancak şu anda blokzincirin sunduğu gizlilik seviyesi, hem işlemlerin doğruluğunun sağlanması hem de izlenebilir bir şeffaflık yaratmasıyla piyasa tarafından yeterli görülmektedir. Kişisel verilerin ihlali konusunda merkezi sistemlerin çok daha ciddi veri sızıntılarıyla başının dertte olduğu düşünüldüğünde, kriptopara kullanıcılarının, en azından yakın zamanda blokzincirle ilgili bu tarz bir şikayette bulunması pek olası gözükmemektedir.

9.Automation of Business Process

Akıllı kontratlar sayesinde herhangi bir merkezi otoriteye ihtiyaç duyulmadan, işlemlerin otomatik olarak gerçekleştiğini belirtmek için açılan bu başlıkta, bankanın bazı endişeleri faydalı tartışma konularını da beraberinde getirmektedir. Banka, kullanıcıların işlemlerini gerçekleştirmek için merkezi bir kuruluşa güvenmeleri gerekmediğinin ancak yine de akıllı kontratları kodlayan yazılımcılara güvenmek zorunda kalındığını belirtmektedir. Akıllı kontratların planlandığı şekilde işlememesi durumunda oluşacak güvenlik açığından kullanıcıları koruyacak bir mekanizma olmadığından bahsedilirken, kullanıcıları olası güvenlik açığına karşı koruyacak bir sigortalama sisteminin de işlemlerin maliyetini arttıracağı söylenmektedir. Bu nedenle, bankanın sorguladığı asıl nokta; DeFi platformlarının sigortalama sistemine tabi olması durumunda oluşacak maliyet artışının ardından, yasalar sayesinde kullanıcılarına belirli bir sigortalama ve işlemleri geri alma hizmeti veren merkezi kuruluşlara kıyasla halen cazibesini koruyup koruyamayacağıdır.

Bankanın ortaya koyduğu endişe, bizi yine aynı probleme götürmektedir. Kriptopara piyasasında tüm sorumluluk kullanıcıdayken, merkezi platformlar bu yükü hafifletecek mekanizmalara ve yasalara sahiptir. Kriptopara topluluğunun tamamı yazılımcılardan oluşmamaktadır. Dolayısıyla, herkesin kod okuyarak akıllı kontratları analiz etmesini beklemek mümkün değildir. Bu nedenle önemli olan, DeFi platformunu kullanan kişilerin, incelemesi halihazırda topluluk tarafından yapılmış olan ve belirli bir güven seviyesinin üzerinde bulunan platformları kullanmalarıdır. Aksi halde bankanın da bahsettiği üzere, akıllı kontratlarda yaşanabilecek problemler, kullanıcıların maddi zararlarla karşılaşmasına neden olabilir.

10.Finality

Son olarak, bağlayıcılık olarak çevirebileceğimiz bu maddede Banka; blokzincir üzerindeki işlemlerin, konsensusun sağlanmasıyla birlikte onaylanması ve geri döndürülemez biçimde işleme alınması konusu üzerinde durmakta, bu durumun DeFi platformları üzerindeki deneme-yanılma ve test işlemlerinin yapılmasını zorlaştıracağı için, platformun esnekliğini olumsuz anlamda etkilediğini belirtmektedir.

Blokzincirin güvenle işlemesi için işlemlerin geri alınamaması, en azından şu an için olmazsa olmaz gözükmektedir. Dolayısıyla bankanın bu konudaki eleştirisi haklı olduğu gibi özellikle Ethereum ağını kullanan platformların, ağın işlem ücretleri nedeniyle ekstra maliyetlere de maruz kalması, bankanın belirttiği esnekliğin daha da düşmesine sebebiyet vermektedir.

Yukarıda belirtilen 10 madde dışında Banka’nın, dijital varlıklar konusunda da önemli çıkarımları bulunmaktadır. Banka, ‘’dijital token’’(para) ve ‘’dijital varlık’’ olarak iki ayrı sınıflandırmada bulunmakta ve dijital tokenlerin, halihazırda kullanılmakta olan ve tamamen dijital ortamda bulunan kriptoparalar olduğunu, dijital varlıkların ise fiziksel bir varlığa sahip olan ancak dijital formda temsil edilen varlıklar olduğunu belirtmektedir. DeFi platformlarının, dijital token işlemleri konusunda herhangi bir probleminin olmadığınının altını çizen banka, dijital varlıkların ise temsil ettiği fiziksel varlıkla eşleştirilebilmesi için yine de merkezi bir kuruluşun onayına ihtiyaç duyduğundan bahsetmektedir. Buradaki problemin çözümü için de merkezi kuruluşlarla, DeFi platformlarının beraber çalışmalarının önemli olduğu söylenmektedir.

Bankanın bu görüşü için en iyi örnek emlak sektörü olabilir. Örneğin, konut ipotekli kredi verme yöntemi, teminatla kredi veren DeFi platformları için oldukça uygundur. Ancak konutun ipotek edilebilmesi için Banka’nın bahsettiği üzere, yasal süreçlerin uygun olması gerekmektedir. Bu noktada, sadece DeFi platformlarının değil tüm kriptopara piyasasının, belirli yasal onaylara ihtiyaç duyduğu ve merkezi kuruluşlarla beraber çalışma gerekliliği de ortaya konmaktadır. Güncel bir örnek olarak; kriptopara borsalarının, hisse senetlerini temsil eden kriptoparalar aracılığıyla kendi platformları üzerinden hisse alım-satım hizmeti sunması da gösterilebilir. Tam anlamıyla fiziksel bir varlık olarak düşünülemeyecek olan hisse senetlerinin bile bu şekilde sentetik kriptoparalar aracılığıyla temsil edilmesi, örneğin Almanya’daki regülatörlerin radarına girmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla, dijital varlıkların kriptopara platformlarında temsil edilmesi için Banka’nın da belirttiği gibi belli başlı yasal onayların alınmasının gerekli olduğu söylenebilir.

Banka’nın bir başka önemli eleştirisi de; yazılımcıların genellikle anonim olmaları nedeniyle, akıllı kontratlardan doğacak zararın sorumluluğunun, kişi veya platform tarafından yüklenilmemesidir. Bu durum ve yukarıdafire bahsedilen çeşitli endişeler nedeniyle; özellikle büyük çaplı işlemleri yürütecek kişilerin risklerini minimize edecek veya yönetecek mekanizmaların bulunmaması, hatta tam olarak tüm risklerin net olmaması nedeniyle DeFi platformlarını tercih etmelerinin zor olduğundan bahsedilmektedir. Burada yine, kriptopara piyasasında kullanıcıların tüm işlemlerinden kendilerinin sorumlu olmalarından kaynaklı temel işleyiş problemi ortaya çıkmaktadır. Ancak yine de DeFi platformlarına getirilecek yeni güncellemelerle bu riskler yönetilebilir hale gelebilir. Örneğin Uniswap platformunun son güncellemesi, likidite sağlayıcılarının risklerini yönetebilmeleri için önemli mekanizmalar içermektedir.

Banka ayrıca DeFiplatformlarının, yine de merkezi sistemlere göre daha kompleks yapılar olduğunu ve bu nedenle de merkezi sistemi tercih eden kullanıcıların tamamen DeFi platformlarına geçmesinin beklenmediğini belirtmektedir. DeFi platformlarının birçok alanda daha verimli olmasına karşın, kullanım kolaylığının merkezi platformlarda daha yüksek olması nedeniyle, kullanıcıların daha düşük efektifliğe rağmen merkezi sistemleri tercih etmeye devam edebileceklerinin de altı çizilmektedir.

Sonuç

Banka’nın DeFi ile ilgili ortaya koyduğu genel görüş; kesinlikle olumsuz yönde olmamakla beraber bu platformların ne konuda gelişmesi gerektiğiyle ilgili yapıcı eleştirilerine dayanmaktadır. Yazının içerisinde birçok defa belirtildiği gibi Banka, DeFi platformlarıyla, merkezi kuruluşların beraber çalışmasının optimal çözümü getireceğine inanmaktadır.

Bankanın endişelerinin bazılarının ileride çözülmesi muhtemel konular arasında olduğu söylenebilir ancak bazılarının kriptopara topluluğuyla ciddi fikir ayrılıklarına sahip olduğunu söylemek gerekir. Örneğin, DeFi platformlarının AML — KYC süreçlerini entegre etmesi, kriptoparaların en önemli özelliklerinden olan finansal gizliliği ve bu gizliliğin sağladığı özgürlüğü sınırlandıracağı için gerçekleştirilmesi zor bir değişiklik olduğu söylenebilir. Bu nedenle merkezi kuruluşların, kendi DeFi platformlarını oluşturması ve bu platformların, merkeziyetsiz DeFi platformlarıyla etkileşim kurma ihtimali daha olası görünmektedir. Bu şekilde, bankanın yasal yükümlülüklerini yerine getirmesi de kolaylaşacaktır.

Yazının orjinal metnine ulaşmak için buraya tıklayın.

Hazırlayan: Berkay Aybey

Burada ifade edilen görüş ve yorumlar BV Crypto’ya aittir. BV Crypto, bu yazı temel alınarak yapılacak herhangi bir finansal işlemden sorumlu tutulamaz. Her yatırım ve ticaret hamlesi risk içerir. Karar verirken kendi araştırmanızı kendiniz yapmalısınız.

There are no comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir